Projelerimiz

 

EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ 

 Bölgesel Jeoloji

İzmir bölgesinin genç jeolojik oluşumu birbirlerini etkileyen üç ayrı paleotektonik birimle açıklanabilir. Bunlar doğudan batıya doğru şöyle sıralanmaktadır (Şengör ve Yılmaz, 1980).

 
Menderes Masifi Metamorfitleri, en yaşlı birim olarak bölgenin en doğusunda bulunmaktadırlar.
Neo Tetis okyanusunun kapanmasıyla oluşan, KD-GB doğrultulu İzmir-Ankara Ofiyolit Zonu.
Platform tipi karbonatların oluşturduğu ve Sakarya Kıtası’nın uzantısı olduğu düşünülen Karaburun  Bloğu.
 
Erken Paleosen dönemde, Menderes Masifinin Sakarya Kıtasına doğru itilmesiyle Neo Tetis Okyanusu, bölgesel bir metamorfizma zonu oluşturarak kapanmıştır (Şengör- Yılmaz,1981; Akkök, 1985). Daha sonra Batı Anadolu’da Miyosen’de başlayan açılma ve çökme zonu, daha çok doğu-batı yönlü horst ve graben türü yapıların oluşmasına neden olmuştur. Bölgedeki bu yapısal oluşumun hemen ardından başlayan kalk-alkalin mağmatizma, daha sonradan trakitler ve ryolitik volkanik aktivitelerle devam etmiştir. 
 
İzmir-Ankara Kenet Kuşağı Bölgesi, geç Kretase ve erken Paleosen Çağ sırasında, Sakarya ve Anatolit-Toros mikro tabakalarını ayıran bir batım alanının kapanma noktasını gösterir. Batım alanı kapandıkça, iki mikrotabakanın arasında kalan Neo-Tetiyan deniz tabanı, Anatolit-Toros levhalarının üst tabakasını kaplamıştır. Bindirme fayları ve rekristalize olmuş kireçtaşı olisitolitleri ile bağlantılı olan Serpentin mercekleri, kenet oluşumu sırasında meydana gelmiş, melanj benzeri karmaşık yapılar içine dalımlanmıştır. 
Bölgesel, kaplamsal volkanizmalar ve sokulum aktivitileri de dalım süreçleri ile bağlantılı olmuştur. Batı Türkiye zonunda, daha sonra oluşan orta- Tersiyer genişleme, blok faylanma ve kuzey-güney doğrultusunda oluşan Seferihisar horstunun ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Efemçukuru Madeni, Seferihisar horstunun orta kısmında konumlanmıştır.
 
Proje Alanının Jeolojisi
Efemçukuru Altın Madeni yatağı, İzmir-Ankara Zonu’nun batı ucunda bulunmaktadır. Bölgenin jeolojisini çalışanlar tarafından, İzmir-Ankara Zonu’nun batıda kalan bu kısmı, Bornova Melanjı olarak adlandırılmaktadır (Erdoğan,1990).
Proje sahası az deformasyonlu, nispeten yüksek derecede metamorfize olmuş geç Kratese-Paleosen-yaşlı flişlerden oluşmuştur. Bu volkan sedimanter filiş birimi, daha sonra kalınlıkları 1-2 metre arasında değişen riyolit daykları tarafından kesilmişlerdir. Daha sonra da Kestane Beleni damar zonu olarak adlandırılan Efemçukuru cevherleşmesi de bu birim içine yerleşmiştir. Proje sahası civarında, dört ayrı ana birim ( fillit, hornfels,riyolit, cevherli damar zonu ) ayırt edilmiştir.
Proje alanının kuzeydoğu köşesindeki, ortaç kayaç-mafik denizdibi volkanikler ve ara katlı mafik sedimentler (şist), güney ve batı yönündeki fillitlere doğru eğimlidir. Fillitler ve hornfelsler ruhsat sahasındaki mineralleşme için birinicil ana kayaçlardır. Burada, hidrotermal bozulmadan etkilenmeyen fillitler, genellikle yumuşak, parçalanabilir ve gelişmiş S1 foliasyon yapısına sahiptir. Fillit içindeki kırılmalar, ince metamorfik kuvartz-mikroklin damarlarla dolmuştur. Bölgesel tektonik olaylar sırasında, fillitler kuvvetli bir şekilde deforme olmuşlardır. Foliasyon tabaka yönü ve eğim yönü kısa mesafeler içinde aniden değişmektedir. Fillitler, termal açıdan, maden yatağının merkezine yakın bir yerde, 2 km × 2 km alanından daha fazla yer kaplayacak şekilde, hornfelslere başkalaşıma uğramışlardır.
Dekarbonizasyon ve kalkerli fillitin silifikasyonu değişen oranlarda pirit, pirotin ve ana metaller içeren, epidot, tremolit ve aktinolit zengin kayaç asemblajı oluşturmuşlardır Hornfelsleşme ana kayacı gevrekleştirmiştir ve onları düktil pelitik fillitlerden daha fazla kırılmaya duyarlı ve yığışım oluşturmasına duyarlı hale getirmiştir. 
Maden yatağının içinde, en yüksek oranlı altın tenörleri ve en kalın damar kesişmeleri yaygın olarak bu hornfelsleşen kaya biriminin içinde yer almıştır.
 
Cevherleşme
Efemçukuru maden yatağındaki altın ve ana metal cevherleşmeleri hornfelsleri, fillitleri ve riyolit dayklarını kesen iki kuzey-kuzeybatı doğrultu yönlü epitermal damarları barındırmaktadır. Bölgede, ana damar, Kestane Beleni damarıdır. Bir diğer ikinci paralel yapı, Kokarpınar Damar mostrası olarak bilinir ve yaklaşık Kestane Beleni damarının 450 metre kuzeydoğusundadır. Kestanebeleni KB damarıda Kestanebeleni’nin 500 m daha batısında yer almaktadır.
Kestane Beleni damarı bol miktarda yan kayaç, damar kırılımları ve daha küçük boyutlu, katmanlı damar dokuları içeren, çok aşamalı yığışım (breş) cevher damarı olarak nitelendirilir. Damar, kontrollü bir fayın genişleyen segment yapısının içerisinde, hidrokırılmaya neden olmuş bol miktarda yığışımların ve aktif bir fay sisteminin içine doğru yerleşmiştir. Damarın plan görünüşünde, çift kıvrımlı görünüme sahiptir. Bu şeklin geometrisi, fay kontrollü sistemin üzerinde oblik (verev), dekstral-normal yer değişimini desteklemektedir.
Kestane Beleni damarı hemen hemen 1.100 m doğrultu uzunluğuna sahiptir. Damar boyunca üç cevher zonu tanımlanmıştır .Bunlar: 1 Güney Cevher Zonu (GCZ) ,2 Orta Cevher Zonu (OCZ) ve 3 Kuzey Cevher Zonu (KCZ)’dır. Güney Cevher Zonu (GCZ), kuzeyden 338°’lik bir açıyla, 500 metre ve 60°-68°’lik eğim yönleri arasında yüzeyden takip edilebilmektedir. Cevher ayak kısmının güney yönündeki yarı bölümü çoğunlukla tek damardan oluşmaktadır.
 
© TÜPRAG, Eldorado Gold iştirakidir. 2013.